içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

“EL İNSAF!!!”

Nasıl bir ülke olduk insanın aklı izanı almıyor.

Sanki toplumun bir bölümünün düşünme sorgulama, algımla sistemi tamamen hipnoz edilmiş gibi.

Kırgız edebiyatçı Cengiz Aytmatov’un dilimize kazandırdığı mankurtlaşmak kavramı yaşadığımız siyasi sürece çuk diye oturuyor.

Mankurlaşmanın kelime anlamı, ulusal kimlikten uzaklaşma, topluma ve kültüre yabancılaşma, zihnin yeniden inşası yoluyla bilinçsizleşme, egemen güçlere köle olmak, efendisinin her söylediğini koşulsuz eyleme geçirmek.

31 Mart yerel seçimleri AK Parti için büyük bir yıkım sayılacak nitelikte olduğunu söyleyebiliriz.

30 Büyükşehir Belediye Başkanlığının 15’ini AK Parti, 1’ni MHP, 11’ni CHP, 3’nü HDP kazandı.

Ülke ekonomisinin yüzde 70’ni oluşturan11 Büyükşehir Belediyesini CHP kazandı.

AK Parti’ye, bazı yandaş dernek ve vakıflara kaynak aktarımı, lojistik destek bu belediyelerden sağlandığını ,Sayıştay raporları ve bazı kaynaklar ortaya koydu.

Özellikle İstanbul seçimlerinde çıkan sonuç AK Parti cephesinde kabusa dönüştü.

Bir türlü seçimi kaybetmeyi kabullenemediler.

Çeşitli hukuki gerekçeler uydurularak, seçimin iptali ve yenilenmesi yönünde YSK’yı baskılayıp, 23 Haziranda seçim tekrarlatıldı.

Bu seçimde ortaya çıkan sonuç daha büyük bir hezimet oldu.

23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi sonuçlarına ilişkin Ekrem İmamoğlu 4 milyon 741 bin 868 (yüzde 54.21); Binali Yıldırım 3 milyon 935 bin 453 (yüzde 44.99) oy aldı.

31 Mart’ta, 13 bin civarındaki oy farkında hırsızlık olduğunu iddia edenler, 23 Haziranda 804 bin oy farkla sandığa gömüldüler.

Seçimler bitti, bütün belediye başkanları görevine başladı, fakat hala nasıl bir açık buluruz da görevden alırız planları devam ediyor.

Eğer hafıza kaybınız yoksa AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çok ilginç bir söz etti.

“ Seçimleri kazanabilirler ama o sandalyelere oturamazlar” dedi.

HDP’nin kazandığı üç Büyükşehir Belediyesi Mardin, Van, Diyarbakır’a terör örgütü PKK’ya kaynak aktarıyorlar gerekçesi ile Belediye Başkanları Ahmet Türk, Bedia Özgökçe Ertan, Selçuk Mızraklı görevden alındı.

Kayyum atamasını anti demokratik bulan CHP’ye ,STK’lara terör örgütü ile işbirliği içerisindeler diyerek, mankurtlaşan topluluğa yenilerini katmak için algı yapılıyor.

Hatta İYİ Partinin Millet İttifakından kopması için, oyunlar tazgahlanıyor.

Gelelim; AK Partinin iktidarda bulunduğu süreç içerisinde nasıl bir pragmatik siyaset izlendiğini bakalım.

Seçim çalışmalarında daha çok özgürlük ve toplumsal barış vurgusunda bulundu.

AK Parti 2002’de iktidara gelirken, sol liberallere ve sosyal demokrat döneklere milletvekili listelerinde seçilecekleri sıralarda yer verildi.

Hatırladığım bazı isimler şunlar, Ertuğrul Günay, İbrahim Yiğit, Reha Çamuroğlu, Haluk Özdalga, Ayşenur Bahçekapılı, Nursuna Memecan, Erdal Kalkan,

Bu isimlerden sadece Ayşenur Bahçekapılı AK Partiye aidiyeti, biatı ile yoluna devam ediyor.

Diğerleri şimdi nerede?

Sanırım siyaset tarihinin geri dönüşüm kutusuna atıldılar.

Anlayacağınız kullanma tarihleri dolduğu için kullanılmaya gerek duyulmadılar.

Toplumsal barış adı altında, çözüm süreci adı altında ortaya iddialı bir proje atıldı.

Nasıl yol haritası izleneceğine dair, bazen aleni bazen kapalı kapılar ardında görüşmeler yapıldı.

Bu süreçte muhalefeti yıpratmak isteyen AK Partililer çözüm sürecinde ve sonrasında PKK terör örgütü temsilcileri, yasal olan Kürt seçmenin oyları ile mecliste yer alan HDP arasında, AK Parti’nin mekik dokuduklarını sanırım unutmamıştır!

Oslo, İmralı, arası devlet adına görüşmeler, Dolmabahçe mutabakatı, Habur sınır kapısından sözde teslim olan sonra sırrı kadem basan PKK militanlarının davul zurna ile karşılanması, seyyar çadır mahkemelerinin kurulması, göstermelik yargılamalar tarihin belleğinde hala yer alıyor.

Mankurtlaşanlar hatırlamasa da, bu ülkenin büyük çoğunluğu iyi hatırlar.

Diyarbakır’da 2015 Nevruz kutlamalarına katılan devlet yetkililer ve Kuzey Irak Kürtistan sözde Başkanı Mesut Barzani’nin de bulunduğu törende terörist başı Abdullah Öcalan’nın Kürtlere mesaj içeren mektubunun okunması, Şiwan Perwer ile İbrahim Tatlıses’in birlikte okuduğu “Meğri meğri türküsünü dinlerken, ellerinde Kürtistan bayrağı bulunduranları salya sümük ağladıklarını bazı kesimler unutmuş olabilir, amma biz unutmadık!

Dahası var…

ABD’nin maşası Mesut Barzani için düzenlenen karşılama töreninde bu ülkenin gönlerine Kürdistan bayrağı çekilmedi mi? Gözümüze soka soka.

31 Mart yerel seçimleri öncesinde HDP aday çıkarmadığı illerde CHP’nin adaylarına destek verilmesi için kendi seçmenine çağrıda bulundu.

Bunun üzerine, AK Parti bir yandan CHP’nin terör örgütü ile işbirliği yapıyor propagandası yaparken, diğer tarafta İmralı’ya elçiler göndererek Kürt seçmenin CHP’ye oy vermemesi için Abdullah Öcalan’ın HDP seçmenine mesaj vermesi istendi.

O da yetmedi, kırmızı bültenle aranan Osman Öcalan devlet televizyonu TRT’ye çıkarılarak seçmen etkilenmeye çalışıldı.

Osman Öcalan’a yönelik tepkiler yükselince, Cumhurbaşkanı Erdoğan arandığını bilmiyordum diyerek durumu geçiştirmeye çalıştı.

Tabi bizlerde bu sözleri yedik yuttuk.

Bir yandan terörist dediklerinizden medet umacaksınız, diğer taraftan halk iradesi ile seçilen belediye başkanlarını terör örgütüne yardım ediyorlar gerekçesi ile görevden alıp yerine kayyum atayacaksınız.

Bu belediye başkanlarına ilişkin soruşturma açmadan ortaya maddi delil koymadan görevden alınmasına eleştirenleri ve tepki koyanları terör destekleyicisi olarak suçlayacaksınız öyle mi?

Sosyal medya’da çok uzan birileri diyor ki,

“Ekrem İmamoğlu görev sorumluluğu sınırları dışına çıkarken, görevden alınan Diyarbakır Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’yı ziyaret edeceğine dair İçişleri Bakan’ından izin aldı mı” diye soruyor.

Kardeşim, seçilmiş belediye başkanları atanmış Bakan ve devlet memuru değil, yasalarda devlete karşı hukuki sorumluluklar bellidir.

Bir de Ekrem İmamoğlu Diyarbakır’a Kürtistan bayrağı değil ,Atatürk posteri götürüp hediye etmiştir.

Mudanya’da 1. Mudanya Kitap Fuar’ında küçük bir provokasyon vakası yaşanıyor.

AK Parti Mudanya İlçe Başkanı Av. İnci Söğütlü sosyal medya üzerinden kitap fuarına ilişkin provokasyona açık paylaşımda bulunuyor.

Bunun üzerine bir grup genç kitap standına gelip çalışanları tehdit ediyor standı dağıtıyor.

Neymiş, hapiste yatan HDP eski Genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın kitap satılıyormuş, Mudanya Kitap Fuar’ında teröristlerin kitapları varmış.

Sayın Söğütlü hanım efendi bir avukat hukukçu kimliğe sahip yasaları da bizden iyi biliyor.

Her yayına çıkan kitap Kültür Bakanlığınca kontrol edilip, bandrol veriliyor ve yasal olarak satışa çıkıyor.

Böylesine sorumsuzca siyaset anlayışı, içerisinde olmanız size bir şey kazandırmaz.

Sadece ortamı gerer, şehrin huzurunu bozar.

Bu ülke insanı darbe dönemlerinde kitap düşmanlarından çok çekti.

Kim ne yazarsa yazsın yeter ki, insanların canına kast eden terör ve şiddet eylemler içerisinde olmasın.

Bu ülkede 18 yıldır uyguladığınız Makyavelist siyaset anlayışına nazikçe pes ve el insaf demekten başka ne denebilinir ki?

Bu yazı 167 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum